Apolitik Sanatın Aslında Politik Olması

Sanat, liberalleşmeyle iyice bir ürüne dönüştü. Kültür endüstrisinin sanatı eğlenceye dönüştürmesi politik açıdan toplumu nasıl etkiliyor ve arkasındaki para ilişkisi nasıl?

MÜZIK KÜLTÜR

2/9/20264 min read

"Ben sanat yapıyorum siyaset değil” diyenler aynı “Ne sağcıyım ne solcuyum” diyenler gibidir. Yani sağcı.

Bu yazının amacı apolitik gibi gözüken sanatın aslında arka plana bakınca ne kadar politik olduğu hakkında...

Sanat'ın Artık Endüstri Olması

Yaşadığımız "Modern" çağda Sanayi devriminin etkisiyle her şey gibi sanatta bir hızlı üretim ürününe dönüşmüş durumda.

Bu hızlı üretimin büyük bir payını da şirketler kontrol ediyor.

Üretimin dışında sanatın sergilendiği yerler de şirketlerin kontrolü altında.

İşte şirketlerin sanatta bu kadar aktif olması ortaya konulan eserlerin politik olmasına yol açıyor.

Sanat-Sermaye İlişkisi

Günümüzde "sanat etkinliklerinin" gerçekleştiği yerlere bakarsanız genelde şirketlerin sahip olduğu alanda olduğunu görürsünüz. (Özellikle büyük isimlerin çıktığı büyük sahneler)

Şirketlerin o alana nasıl sahip oldukları ve orayı alacak parayı nasıl kazandıkları aslında işin temel noktası.

Şirketleri araştırınca ya bir insan sömürüsü, ya bir doğa sömürüsü ya da hayvan sömürüsü görürsünüz. Bazen bu sömürülerin hepsi birleşip sömürü Voltran'ı da oluşturabilir.

Şirketlerin istediği ormanlık arazilerin onlara özel imara açılması, kentin en güzel yerlerine ucube binalar dikmeleri, şaibeli ihaleler almaları ya da işçilerinin haklarını vermemek için lobi faaliyetleriyle siyaseti ve medyayı manipüle etmeleri bal gibi politik hareketlerdir.

Bu şirketlerin altında gerçekleşen sanat etkinlikleri bir yandan da şirketlerin sömürüsünü "sanatla aklanmasına" ve meşrulaştırılmasına vesile olur.

Arka planda yapılan sömürü sanatla unutturulurken aynı zamanda şirket de para kazanarak gücünü pekiştirir.

Sermayenin de ülkelerdeki iktidarlarla kol kola ilerlediği de bir gerçektir. Bunu yapmazlarsa zaten o kadar büyüyemezler ve barınamazlar.

Yani en basitinden apolitik bir sanat yaptığını iddia eden kişi şirketlerin altında bir üretim ve sergileme gerçekleştiriyorsa politik bir sanat yapıyordur.

Uyuşturucu Olarak Sanat

Son zamanlarda Tarkan konseri çok konuşuluyor. Konserlerine "Eski Türkiye'yi hatırlatıyor" deniyor.

Aslında konsere giden insanlar bir nevi Tarkan'ın büyüsüne kapılıp yaşadığı hayattan, günümüzdeki Türkiye'den kopuyor.

Bütün politik sorunlar, iş hayatında yaşadıkları sömürüler, yaşadığımız neoliberal sistemin saçmalıkları bir süreliğine unutuluyor.

Tarkan'ın o uyuşturucu etkisi bir süre sürüyor, sonra başka bir sanat ürünü çıkageliyor.

Aslında sanat burada Adorno'nun da dediği gibi "ertesi gün kalkıp işe gitmeniz için" kullanılıyor.

Televizyondaki diziler, filmler, konserler, Youtube videoları, sosyal medya içerikleri vb. aklınıza gelen her şey Adorno'ya göre; toplumun içinde bulunduğu rezil durumu unutturmak ve normalleştirmek için kullanılıyor.

Yaşadığımız sömürü düzenini sorgulamamamız için kültür endüstrisinin ürünleri şirketler ve iktidar tarafından sürekli insanlara pompalanıyor.

Yani bu açıdan bakınca da aslında hiçbir politik eleştiri içermeyen filmler, şarkılar vs. mevcut düzenin devam etmesine yardımcı oluyor.

Bu durum da apolitik olduğunu iddia eden sanatın tekrar apolitik olamayacağının bir kanıtı.

Sanat ve Liberalleşme Anlatısı

Hollywood filmlerini gözümüzde canlandırın. Genelde bu filmler politik eleştiri içermezler. İçerseler bile çoğunlukla çok sınırlı bir eleştiri olur.

Bireysellik üzerinden kahramanlık ve başarı hikayesi anlatılır. Bu ilk bakıldığında apolitik bir durummuş gibi gözükebilir ama öyle değildir.

İlahi bir gücün/şansın yardımıyla zenginleşen karakter senaryosu yazılır. Bu filmler apolitik gibi gözükse de aslında bir liberalizm güzellemesi içerir.

Size belli bir yaşam tarzı güzellenir. Sorun bu yaşam tarzının şirketlerin ve iktidarların işine yaramasıdır. Siyasi sorunlar görmezden gelinerek insana bireysel sorumluluk yüklenir.

Kötü bir hayat yaşanıyorsa o insanın hatasıymış gibi anlatılır ve o başarısız insana yapılan her şey mübahtır.

Aynı şekilde müzik/sinema sektöründeki ünlü olma hikayeleri buna benzer. Sizin benim gibi "normal" insanlar şans eseri keşfedilir ve star olur.

Buna benzer durumlar gerçekten hayatta var elbette ama yine bu ünlenme hikayesi liberal anlatıyı güçlendirmek için kullanılır ve bilinçli olarak öne çıkarılır.

Belki o isim cidden şans eseri keşfedilir ama bu "ünlenmenin" sizin başınıza gelmesi şans çok çok düşüktür. Medya bu tarz hikayeleri öne çıkararak yine liberal anlatıyı güzeller.

Bu rezil hayatı yaşayan insanlara tutunacak bir dal ve umut vermek amaçlanır, çoğu zaman da başarılır.

Kısacası; hiçbir siyasi içeriği olmayan eserler apolitik değillerdir. Sermaye ve iktidarı ilişkileri onları politik yapar.

Neoliberalizm insanlara sürekli bir eğlence fırsatı sunar. Bunu insanlar siyasetten uzaklaşsın diye sürekli ve sistemli bir şekilde pompalar. Ana akım medya, film ve müzik endüstrisinin görevi budur. Bu da onları politik yapar.

Sizin dikkatiniz başka bir yerdeyken sömürü son hız işlemeye devam eder.

Günün sonunda bireyselleşen, siyasetle ilgilenmeyen ve bir kurtarıcının gelmesini pasif şekilde bekleyen insanlar ortaya çıkar.