Cazlı Kongo Darbesi ve Louis Armstrong'un Rolü

ABD caz müzisyenlerini Emperyalizm çıkarına nasıl kullandı ve Kongo'da darbe planına Louis Armstrong'u nasıl dahil etti?

MÜZIK KÜLTÜR

2/23/20264 min read

İkinci Dünya Savaşı bitince başka bir savaş başladı: Soğuk Savaş.

Soğuk savaş döneminde ABD ve Sovyetler sürekli yarış halindeyken ABD yumuşak güç olarak bir müzik türünü kullanabileceğini keşfetti.

Bu tür çoğunlukla siyahilerin yaptığı Caz müzikti.

1956'da Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, caz elçileri adında bir program başlattı.

Bu program kapsamında Louis Armstrong, Dizzy Gillespie, Max Roach and Nina Simone gibi ünlü isimler Doğu Avrupa, Orta Doğu, Orta ve Güney Asya ve Afrika'ya turlar düzenlemeye başladı.

ABD'nin amacı, siyahileri ön plana çıkararak aslında kültürlerinin ne kadar kapsayıcı olduğunu göstermek ve ABD tarafında olmanın Sovyetlere göre ne kadar iyi olduğunu göstermekti.

Bu amacına da çoğu ülke de ulaştı. Bu ülkeler arasında Türkiye'nin de olduğunu hatırlatmak isterim.

Türkiye başta Marshall Planına dahil olması sonrasında da NATO'ya girmesiyle zaten ABD ile yakınlaşmıştı.

Bu yakınlaşmada da yine üste saydığım caz müzisyenlerinin rolü vardı.

Zaten ülkemizde Caz'ın elit bir şekilde algılanmasının sebebi de bu siyasi gelişmelerdir. Caz müzisyenlerinin diplomatik toplantılarda sahne alması bu elitlik algısını oluşturmuştur.

Türkiye 1950'lerden beri ABD ile iş birliği içinde olduğu için caz müzisyenleri ilişkileri geliştirmek için kullanılmıştır fakat başka bir ülkede ABD destekli bir darbeyi gizlemek için kullanılacaktı...

Louis Kongo'da

Kongo belki de emperyalizm ve sömürgecilikten en çok nasibini alan ülkelerden birisi olabilir.

1880'lerde Belçika'nın ülkeye ayak basmasıyla insanlık dışı işkenceler başlamış ve uzun yıllar bu düzen devam etmiş.

1960'a gelindiğinde ise artık bağımsızlıkları için bir mücadele başlamış. Halkın oylarıyla Patrice Lumumba adında birisi başkan seçilmiş.

Lumumba, Belçika'ya karşı, ülkesinin ve Afrika'nın bağımsızlığına önem veren bir lider olarak karar vermeye başlamış.

Fakat çok geçmeden bu kararları başta Belçika ve ABD'yi rahatsız etmiş. Çünkü; Kongo'nun zengin doğal kaynakları bu ülkeler için oldukça önemli bir konumda.

Örneğin Japonya'ya atılan atom bombalarındaki Uranyum Kongo'dan geliyordu.

Lumumba'nın bu kararları olması ABD'yi endişeye düşürmüştü. Bu nedenle Kongo'nun Sovyetlerle yakınlaşmasından korkarak CIA'yi devreye sokma kararı aldı.

CIA, Lumumba'yı devirmek için planlar yaptı. Lumumba yönetimi istikrarsızlaştırıldı.

Zaten Lumumba seçildikten yaklaşık 2 hafta sonra Katanga Cumhuriyeti adlı küçük bir ayrılıkçı devlet bağımsızlığını ilan etmişti.

Katanga’nın lideri Moïse Tshombe, Patrice Lumumba’nın siyasi ideallerine karşı çıkıyor ve onun Kongo başbakanlığı görevinden uzaklaştırılmasını istiyordu bu gelişme Kongo'yu iç savaşa sürüklemişti.

Üstüne üstlük CIA Kongo ordusunun başındaki Albay Mobutu Sese Seko'yu kendi tarafına çekmişti ve Lumumba'ya darbe yapması için kaynak sağlıyordu.

İşte Louis Armstrong'da bu planın bir parçasıydı.

Katanga’daki çatışmaların tırmandığı ve siyasi atmosferin son derece gergin olduğu bir dönemde, Louis Armstrong 28 Ekim 1960’ta Kongo’nun başkenti Léopoldville’e (bugünkü Kinşasa) konser vermek üzere indi.

Konsere yalnızca 1.500 kişinin gelmesi bekleniyordu; ancak 100.000’den fazla kişi izleyici olarak toplandı.

Louis Armstrong o kadar seviliyordu ki, hem Katanga ayaklanmacıları hem de Lumumba yanlıları onun performansı süresince geçici olarak ateşkes anlaşması yaptı.

Fakat herkes Armstrong’un Mack the Knife ve When It’s Sleepy Time Down South parçalarını izlerken, CIA destekli Albay Mobutu Sese Seko, Patrice Lumumba’yı tutuklamıştı.

Kısacası Lumumba seçildikten yaklaşık 3 ay sonra ABD destekli bir darbe ile devrilmişti. Sonrası ise daha kötüydü.

Lumumba'nın ölümü Belçika'nın geçmişten gelen alışkanlıklarının bir göstergesiydi. CIA, Lumumba'yı tutukladıktan sonra Belçika'lı bir subay olan Gerard Soete'e teslim etti.

Tutukluyken de işkence gören Lumumba ve 2 arkadaşının sonu bu Belçikalı subay tarafından asitte eritilerek getirildi.

Caz Elçilerinin İki Yüzü

1950'lerde ABD'de yaşayan siyahilerin doğru düzgün hakları yokken müzisyenlerin diğer ülkelere ABD propagandası yapması çok tartışıldı.

Çünkü bu program sanat, sanatçı ve Caz müzikten önce ABD'nin emperyalist çıkarlarını gözetiyordu.

Kongo'da yaşanan bu olay da aslında bunun bir kanıtı.

Armstrong, turnenin ardından ABD'ye döndüğünde tutuklamaları ve nihayetinde suikastı öğrendi.

Kendisi ve diğer müzisyenlerin bu darbede farkında olmadan oynadıkları rol nedeniyle çok öfkeliydi.

Lumumba'nın suikastı BM Güvenlik Konseyi'nde açıklandığında, caz müzisyenleri Max Roach ve Abbey Lincoln, müzisyenler Paul Robeson ve Amiri Baraka'nın da katılımıyla isyankar bir protestoya öncülük etti.

Armstrong bundan sonra birkaç yıl daha caz elçisi olarak görevine devam etti, ancak 1961'de dünya sahnesindeki rolü sorulduğunda basit bir cevabı vardı:

"Benim politikayla işim yok, ben sadece borumu öttürüyorum."

2024 yılında “Soundtrack to a Coup d’Etat” adındaki belgesel de bu darbenin nasıl gerçekleştiğine anlatıyor. Ülkemizde yayında olmasa da aklınızda bulunsun.

Kaynak: The Guardian, ABC NEWS