Heartbeat: İmkansızı Çabalamak

Genç İsrailli ve Filistinli müzisyenlerin beraber olduğu bir müzik grubu siyasete de ilham olabilir miydi?

MÜZIK KÜLTÜR

4/14/20264 min read

Grup İletişiminden Siyasal İletişime

İyi bir müzik grubunun var olması için en olmazsa olmaz şey uyumdur.

Uyum olmadıktan sonra gruptakiler uzaylı derecesinde yetenekli olsa da ortaya kulağa hitap eden bir müzik çıkmaz.

Uyum için ise; etrafınızdakileri dinlemelisiniz. Onlar da sizi dinlemeli.

Zamanı geldiğinde öne çıkıp solonuzu atmalısınız. Grup da size uygun altyapıyı çalmalı.

Sonrasında siz bir adım geri atıp başka bir üyeyi parlatırsınız ya da grup olarak parlarsınız.

Kısacası gruptakilere saygı duymalısınız, sürekli iletişime açık olup yanlış anlaşılmaları önlemelisiniz.

Eğer bunlara dikkat ederseniz ortaya güzel bir müzik çıkacağı kesindir. Kısacası bir grup birden Voltran'a dönüşecektir.

Peki bu formülün kapsamını büyütüp siyasete taşısak ve devletler de böyle anlaşsa olmaz mı?

Teoride mümkün olsa da işler gerçekte böyle olmuyor...

Heartbeat Kudüs

Heartbeat bir kolektif müzik topluluğu. Bizim ülkemizdeki Kardeş Türküler gibi düşünebilirsiniz.

Heartbeat'i kuran Yahudi asıllı Aoran'nın yapmak istediği şey; müziği kullanarak İsraillilerin ve Filistinlilerin beraber güzel işler yapabileceğini göstermek ve bunu toplumun geneline yaymak.

Girişte bahsettiğim Voltran'ı Filistinli ve İsrailli'lerle oluşturmak imkansıza yakın gelse de Heartbeat bunu kısmen başarmış.

Bukra Fıl Mıshmısh adında bir şarkı da çıkarmışlar. Kudüs ve Hafya gibi pek çok yerde konser vermişler.

Şunu da söylemek gerekiyor ekipteki Filistinli sayısı az. Aoran Filistinlilere ulaşmakta zorlandığını söylüyor.

2010'larda kurulan bu kolektif şu anda aktif gözükmüyor. Çünkü; Heartbeat İsrail'in politikalarına çok ters kalıyor.

Müzik ve Bir Arada Yaşam

Öncelikle bu kolektifi Osseily Hanna'nın Müzik ve Bir Arada Yaşam kitabından öğrendim. Aynı adla bir belgesel de varmış ama izlemedim. Belki siz izlersiniz.

Kitabın olayı şu; Hanna dünyadaki savaşların, ayrımların ve soykırımların yaşandığı yerlere giderek oralardaki müzisyenlerle tanışıyor.

Yaşanan vahşetleri müzisyenlerle konuşarak anlatıyor ve müziğin birleştirici gücünü öne çıkarmaya çalışıyor.

O bölgelerde müzik kullanılarak yaralar nasıl sarılmaya çalışılıyor onu gösteriyor.

Örneğin; Kosova'ya gidiyor. Sırp ve Arnavutlardan oluşan bir rock grubunu anlatıyor.

Kudüs ve Hafya'ya gidiyor... İsrailli ve Filistinli müzisyenlerin nasıl aynı grupta uyumla hareket ettiğini betimliyor.

Normalde "düşman" olan iki halkın müzik aracılığıyla nasıl anlaştıklarını gösteriyor.

Kitapta Ne Atlanmış?

Kitapta ve Heartbeat'te genel olarak atlanan şeyler çok iyimser, siyasetten kopuk bir anlatının olması ve asıl düşmanlardan bahsedilmemesi.

Yazar belki motivasyon için belki cidden yerinde gidip gördüğü için böyle yazmıştır.

Ama 2010'larda yazılan bu kitabın anlattıklarına şimdi bakınca ne kadar imkansız ve hayalperest olduğunu anlıyoruz.

Örneğin; kitapta zenginler, siyasetçiler ve onların güdümünde olan medyadan çok bahsedilmiyor. Sınıf mücadelesine çok girilmiyor.

Geçmişte yaşanan şeyleri ne ateşledi ve kim destekledi tartışılmıyor. Sadece "hepimiz insanız hadi sistemi boş verelim ve kaynaşalım" yaklaşımı var.

Kitaptaki projelerin hepsi fikir olarak takdire şayan fakat bu üç şeytanın hedeflenmediği ve sınıf mücadelesinin atlandığı sürece aynı vahşetler döngü şeklinde ya da dünyanın başka yerlerinde yaşanacak.

Barış ve huzur içinde yaşamak elbette mümkün fakat böyle projelerle şeytanları yok sayarak sadece küçük grupları hedefleyip bir çeşit yatay örgütlenmeyle barış ve huzurun geleceğini düşünmüyorum.

Heartbeat ne kadar uğraşsa da ana akımın ayrılıkçı söylemine karşı koyamayacaktı ki koyamadı.

Çünkü; Kapital gözle görülmese de inanılmaz örgütlü hareket ediyor. Ayrılık çıkartmak onların çıkarına ise saatler içinde istediklerine ulaşabiliyorlar.

Heartbeat'in kurucusu örneğin Filistinlilerle iletişim kuramadığını söylüyor. Suçu ise daha çok Filistinlilere yüklüyor.

Ama İsrail'in Yahudi Şeriati ile yönetildiği atlıyor. Bu şeriat ortadan kalkmadan oradaki Müslümanlar veya başka dine inananlar nasıl özgürce yaşayabilir ve hareket edebilir? bunu görmüyor.

Ya da daha doğrusu bu şeriat rejiminin değişmesi için bir şey yapmıyor.

Aoran iyi niyetle bu proje sayesinde iki halkın birbirine güven duyabileceğini anlatıyor fakat geçmişte yaşananları ve sistemi atlıyor.

Yani kitaptaki müzik metaforuyla anlatmak gerekirse bir grubunuz var ve beraber çalıyorsunuz. Ama birileri gelip sizin gitar tellerinizi kesiyor, kulaklıklarınızı çıkarıyor, siz solo atarken sesinizi kapatıyor, davul çalarken gıdıklıyor ve siz suçu grup üyelerine atıyorsunuz.

Sizin iletişim kurmanızı engelleyenlere öfkenizi yöneltmiyorsunuz.

Kısacası benim anladığım Heartbeat kendini siyasetten ayrı tutup bir şeyler yapmaya çalışan bir toplulukmuş ve günün sonunda siyaset onu yemiş.

İmkansız dememin sebebi de bu; siyasetten ve sistemden ayrı hareket ettiğini iddia eden bir oluşumun başarıya ulaşamayacak olması.

Belki diyebilirsiniz ki "eğer siyasete girse bu projeye izin verilir miydi?" Büyük ihtimalle verilmezdi de belki bu kadar bile ilerleyemez ABD'de konser veremezlerdi. Bu da ayrı bir konu.