Kahırlı Merdiven'in Albüm Kapağı Nasıl Tasarlandı?

Adamların son albümü Kahırlı Merdiven'i tasarlayan Anıl Koçboğa ile röportaj. Grupla iletişim nasıldı? Yılanın anlamı ne? Twin Peaks'e gönderme mi var? gibi ilginç bilgileri konuştuk.

RÖPORTAJ

11/24/20253 min read

Kahırlı Merdiven

Adamların son albümü Kahırlı Merdiven’in kapağını tasarlayan Anıl ile sosyal medyada karşılaştık.

Albüm kapağında dikkatimi çeken bir kısmı öylesine paylaşmıştım. Bu paylaşım tesadüfen Anıl’ın önüne düşmüş.

Bu tanışıklık fırsatını röportaja çevirmek ise Anıl’ın fikriydi. Bu fırsatı yarattığı için buradan teşekkür ederim.

İyi okumalar…

Albümü ilk dinlediğinde ne hissetin ve kafanda nasıl bir kapak canlandı?

Bu soruya dürüstçe cevap vermem önemli. Yılan (Ouroboros) imgesi, zannedildiğinin aksine benden çıkmış değil, doğrudan grubun bana getirdiği bir fikirdi.

Ama o fikri duyduğum an, albümü dinlerken hissettiğim o kaçınılmaz döngü ve 'çıktıkça batma' hissiyle mükemmel örtüştü.

Albümü dinlerken hissettiğim 'kahırlı döngü' hissi ile grubun aklındaki 'Ouroboros' imgesi arasında da mükemmel bir senkron vardı. İkisi de aynı şeye işaret ediyordu: kendini tüketen bir varoluş.

Eğer onlar bu imgeyle gelmeseydi bile, müziğin o kendini yok ederek yenileme hali beni mutlaka benzer bir 'kısır döngü' temasına götürürdü. Belki form farklı olurdu ama etki aynı olurdu.

O yüzden bana düşen, o harika fikri alıp ona albümün hak ettiği o karanlık ve ağır karakteri giydirmekti.

Tasarım sürecinde grupla iletişimin nasıldı?

Bir tasarımcının hayal edeceği türden bir iletişimdi: Güvene dayalı.

Onlar bana müziği ve o kilit imgeyi (yılanı) emanet ettiler.

Bana düşen de bu emanete ihanet etmeden, onu en doğru atmosfere oturtmaktı.

Uzun uzun revizyonlar veya ne istediğini bilmemek gibi bir durum hiç olmadı.

Sanırım derdimiz ortaktı: Müziğin hakkını verecek dürüst bir kapak çıkarmak.

Bu ortak dert, iletişimi çok kolaylaştırdı.

Alternatif versiyonlar var mıydı yoksa tek mi attın?

Tek atış' tabirine pek inanmıyorum, o işin mutfağına biraz haksızlık olur.

Ama 'alternatif yollara' da sapmadık. Çünkü grubun vizyonu ve müziğin yönü çok netti. Ne aradığımızı biliyorduk.

Süreç, 'acaba bu mu olsa?' diye kaybolmakla değil, 'evet, bu. Şimdi bunu nasıl daha iyi yaparız?' diyerek ilerledi.

Fikir tekti, ama o fikri mükemmelleştirme süreci elbette kendi içinde denemeler barındırdı.

Kahırlı Merdiven’in fontu Twin Peaks’e bir gönderme mi?

Çok keskin bir gözlem. Dürüst olacağım, evet, o estetik ve o 'tekinsiz yeşil' kesinlikle aklımdaki ve gruptan gelen referanslardan biriydi.

Çünkü 'Kahırlı Merdiven'in müziği de, tıpkı Twin Peaks'in yarattığı dünya gibi, 'görünür olanın altındaki tuhaflık' hissiyle dolu. Amaç 'benzetmek' değil, o 'rahatsız edici, rüyamsı' atmosferin görsel dilini ödünç almak oldu.

O yeşil, yazılımın geri kalanının karanlığı ve kırmızının ağırlığı içinde, en az 'Black Lodge' kadar tekinsiz bir yere açılan bir kapı gibi durmalıydı. Sanırım o hissi yakalamışız.

Müzik tarihinde keşke ben yapsaydım dediğin albüm kapağı var mı? Varsa hangileri?

Bu çok güzel bir soru. Dürüst olmak gerekirse, 'keşke ben yapsaydım' demek pek haddime değil. Çünkü her iş kendi zamanının, o müziğin ve o anın ürünü. Ben müziğin ve kapağın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine inananlardanım; o kapak olmasaydı, o müzik de bizim bildiğimiz haliyle var olmazdı.

İkisi birlikte bir bütün, birbirlerini tanımlıyorlar. Bu yüzden 'keşke yapsaydım' değil de, 'iyi ki varlar' ve 'bunu nasıl düşünmüşler?' diye hayranlık duyduğum, o 'bütünlüğü' kusursuz yakalayan işler var.

En sevdiğim 3 kapağı seçmek imkansız, bu liste her gün değişebilir. Ama beni her zaman çarpan, zamansız bulduğum ve o 'bütünlüğü' mükemmel yakalayan üç tanesi, (sıralama olmaksızın) sanırım şunlar:

1-Portishead - Portishead

2-Tool - 10,000 Days

3-Pixies - Doolittle

ve son...