Muse'un Yepisyeni Albümü: The Wow Signal
Muse'un son albümü The Wow Signal nasıl olmuş? Grup nasıl bir evrim geçirmiş? ve Dan Lancaster dominasyonu sezgileri hakkında şipşak bir yorum. Bu sefer oldu mu?
MÜZIK KÜLTÜR
6/25/20268 min read


Muse'un yeni albümü bu gece yarısı itibari ile çıktı. Ben de içeride yakıp hemen dinledim ve şipşak bir yorumlama yaptım...
Ayrılığın Ardından...
Öncelikle; bu albüm bir ayrılık sonrasından kayıt edildi. Muse'un solisti Matt Bellamy 2019'dan beri beraber olduğu eşi Elle Evans ile bu sene ayrıldı.
Her ayrılık insanın hayatında boşluk yaratır. Matt de bir müzisyenin yapacağı gibi bu boşluğu müzik ile kapatmış gibi gözüküyor.
Diğer albümlerden farklı olarak albümün temasının daha bireysel konulara odaklandığını söyleyebiliriz. Drones ve Resistance'daki gibi belli bir kurgu da bu albümde bulunmuyor.
Özellikle bir önceki albüm Will Of The People (WOTP)'dan sonra gruba çok fazla "yorulmuşlar" ya da "şarkılar üzerine çok uğraşmamışlar" eleştirisi çok gelmişti. Bu albüm için bu söylemler bence geçerli değil.
Her şarkı üstüne uzun uzun düşünülüp çalışıldığı belli. Ayrıca
Dan Lancanster Etkisi
Albümü dinlemeden önce bilinmesi gereken bir diğer bilgi ise; Dan Lancanster.
Muse'un uzun zamandır gizli bir 4. üyesi vardı. 2004-2019 yılları arasında Morgan Nicholls, stüdyoda aktif rol oynamasa da grupla konserlere çıkıyordu.
2019'dan sonra Dan Lancanster bu görevi üstlendi. Anlaşılan turnede enerji tutunca Muse işi ilerletip Lancaster'ı albüm kaydına dahil etmiş.
Dan Lancanster, Blink-182, 5 Seconds Of Summer, Bring Me the Horizon, ve Three Days Grace gibi pek çok grupla çalışmış bir isim.
Zaten albüm dinlenince bir yenilik geldiğini anlıyorsunuz. Bence, WOTP ve Simulation Theory (ST)'de olan bir tutmamışlık hissi vardı. Muse şarkılarına yenilik katmak istiyor ama bu yenilikler "cuk diye" oturmuyordu.
WOTP ve ST albümlerinde de çok güzel şarkılar var bu arada fakat önceki albümleri düşününce arada dağlar kadar fark olduğu da belli oluyor.
Dan Lancaster bence bu sorunu çözmüş. Farklı sesleri Muse'un tarzına oturtmayı çok iyi başarmış.
Matt'in NME röportajında da bu durum zaten konuşuluyor: “İlk defa tüm albüm için düzgün bir yapımcımız oldu. Sekiz şarkının yapımcılığını Dan, iki şarkınınkini ise uzun süredir birlikte çalıştığımız bir mühendis olan Aleks Von Korff üstlendi. Ses, miksaj ve yapımcılık açısından ipleri biraz elden bırakmak bizim için kesinlikle biraz alışma süreci gerektirdi, ama artık kendi kendimize yapımcılık yapmamamız gerektiğini hissediyoruz!"
“Bizi daha önce hiç zorlanmadığımız bir şekilde zorladı. Bu, aşılması gereken biraz tuhaf bir ego tümseğiydi çünkü bizden daha genç. En son ne yapmamız gerektiği söylendiğinde, bunu babamız yaşında olan insanlar yapıyordu! Üç grup üyesi için de aşılması gereken bir ego tümseğiydi. Dan'in her şeyden çok yaptığı şey, 'Şu gitar partisini daha iyi yap' gibi şeyler söylemekti. İllaki yeni partiler bulmuyordu ama sadece 'Daha iyi bir şey yap' diyordu. 'Şunu daha iyi söyle siktir git'. Ben de 'Yavaş ol dostum! Benim için çalışıyorsun!' modundaydım.
Bazen ekibe biraz genç kan ve coşku katılması yardımcı olur. 'Evet, haklı, değil mi?' demek bir anımızı aldı. Orta yaşın tembel noktasını aşmamıza ve kendimizi rahatsız edici bölgeye doğru zorlamamıza gerçekten yardımcı oldu.”
The Dark Forest
Bu albümün en güzel yanlarından birisi geçmişe selam çakması. The Dark Forest, girişi, davulları ve devasa orkestrası ile Black Holes and Revelations albümündeki Knights of Cydonia'yı akıllara getiriyor.
Şarkı sonrasında başka yerlere giderek sağlam bir açılış yapıyor. Güzel bir albümün geldiğinin haberini veriyor.
İleride uzayda bir tarikat kurulursa marşı bu şarkı olabilir.
Ayrıca bu şarkının Ghost'un Year Zero şarkısı ile benzerliği bulunuyor. Artık esinlenme mi yoksa bir gönderme mi ileride öğreniriz herhalde.
Nightshift Superstar
Albümün en akılda kalıcı şarkısı olabilir. Üstüne söylenecek bir şey yok bence. Klasik bir "banger". Bir tek Chris abimiz bas gitarda şov yapmış ona dikkat çekmek gerek.
Ellerin dert görmesin dünyanın en underrated bas gitaristi.
Shimmering Scars
İlk iki şarkı ile bizi yükselten Muse araya tadımlık bir alternatif atmış. Neredeyse her albümde araya böyle aşkla ilgili bir şarkı koyuyorlar.
Cryogen
Direkt olarak Plug in Baby'i andıran bir giriş ve vokal. Tam bir 2000-2006 Muse şarkısı.
Bu şarkıyı ilk kez canlı çaldıklarında fanların çok heyecanlandığını hatırlıyorum. Lan acaba eskilerdeki gibi güzel bir albüm mü gelecek diye düşündüren şarkı.
Son kısmı ise konserlerde tadından yenmez.
Be With You
İlk başta çok sevmesem de sonlara doğru feci patlatan şarkı. Bu tekno-rock işini iyi kurtarmışlar. Biraz Bring Me The Horizon havası da seziliyor sanki. Dan Lancaster etkisi deriz.
Hexagons
Hayvan gibi bir intro, imza Muse arpejleri. Yine geçmişe selam çakan ama bol bol yenilik de bulunduran şarkılardan birisi.
The Sickness In You & I
Dan Lancaster'ın etkili olduğu bir şarkı daha bence. Gitarın tonu müthiş zevkten dört köşe etti. Muse'un böyle sertleşmesi hoşuma gidiyor xD
Unravelling
Albümün ilk teklisiydi. İlk çıktığında şok etkisi yaratmıştı fakat sonra WOTP'de yaşanan olay aklıma geldi.
O albümde de Wont Stand Down ilk tekli olarak yayınlanmış ve beklentiyi arşa koymuştu... Sonra albüm çıkınca hüsran yaşanmıştı. Bu yüzden o şok etkisinden hemen çıkıp çok ümitlenmemiştim.
Yaklaşık bir yıldır zaten tekrar tekrar dinliyorum.
Bu teklinin kapağında Twin Peaks göndermesi var bu arada.
https://www.instagram.com/p/DL191iAohJG/
Hush (Ft. Ellie Goulding)
Muse'un bir albümde yaptığı ilk düet bu herhalde. Bu ismin Ellie Goulding olması ilginç. Gerçi Goulding'in 2012'de "Umarım bir gün Muse ile çalışırım" diye attığı bir twit var . Birilerinin hayalleri gerçek oluyor en azından...
Bence tarzlarını da güzel birleştirmişler.
Matt de bu şarkı için şöyle diyor: “Yine bu konuda Dan'e biraz kredi vereceğim çünkü ben hiç ortak yazım seanslarına ya da kamplarına katılmadım. Bu çok pop dünyasına ait bir şey. Chris Martin ile çok yakın arkadaşım ve o bunu uzun zamandır yapıyor. Onların grubu o pop dünyasına yükseldi ve harika yazarlar, ortaklar ve yapımcılarla çalıştı. Chris aslında bir yıl bana Noel hediyesi olarak The Collaborative Way (Ortaklaşa Çalışma Yolu) adlı bir kitap almıştı. Bu onun bana 'Sen bir otokratsın, iş birliği yapmayı öğrenmelisin' deme şekliydi. Kitabı okudum ve 'Siktir, tabii ki haklı' dedim. Bunu bu albümde sadece tek bir şarkıda uygulamayı başarabildim. Dan küçük bir yazım ekibi kurdu, yani 'Hush' ilk kez ortaklaşa bir yazım gerçekleştirdiğimiz şarkı oldu.
Biz bunu yaptık, şarkı ortaya çıktı ve tamamen tesadüf eseri Ellie Goulding yan stüdyoda Marshmello ile çalışıyordu. Ellie ile yıllar içinde birkaç kez karşılaştım ve bir şeyler yapmak hakkında konuşmuştuk. Gece saat 11 civarında kafasını içeri uzattı. Dinlemek istedi, bu konuda sıfır planımız vardı ve birisi ondan şarkıda söylemesini istedi. O noktada şarkıyı bir düete dönüştürdük. Birkaç provada söyledi ve bir buçuk saat sonra şarkı elimizdeydi.”
Space Debris
Şarkı, albümün adını aldığı Wow Signal ile açılıyor.
Wow Signal, 5 Ağustos 1977'de Ohio Eyalet Üniversitesi'nin Big Ear radyo teleskobu tarafından uzaydan tespit edilen, 72 saniye süren ve dünya dışı zeki yaşamdan gelmiş olabilecek en güçlü aday radyo sinyalidir.
Sade, sakin insanı alıp götüren bir kapanış şarkısı. Çok güzel bir son.
Kısacası yaylıları ile, elektronik müziği ile, metal şarkıları ile güzel bir albüm olmuş. Bu albüm Muse'un geçmişinin bir özeti gibi. WOTP ve ST'den sonra da ilaç gibi geldi.
Puanım: 8,5/10
Röportajdan kesitler:
Bu albümde eski Muse'a dair sonik referanslar veya yankılar var. Benzer hisler hissettiğiniz için mi o sesleri kazıp çıkardınız?
“Daha çok öyle olabilir, evet. 'Hexagons' veya 'The Dark Forest' gibi bir şeyin erken dönem Muse gibi tınladığı hiç aklıma gelmemişti. Bunu fark etmemiştim ama 'Hexagons'ı yayınladığımızda hayran kitlesi 'İşte bu Muse!' dedi. Ben de 'Neden bahsediyorsunuz?' modundaydım. Bunu 'Cryogen'da görebiliyorum. O şarkıda kendimi sadece gitar, bas ve davulla, yani üç kişilik bir gruba bağlı kalarak bir şarkı yapmaya zorlamıştım. Şarkının konusu gereği çiğ, teatral, duygusal ve biraz kontrolden çıkmış olmasını istedim. Bu belki erken dönem Muse'a doğru biraz daha bilinçli bir yönelimdi ama albümün geri kalanı için bundan pek emin değilim.”
"10 yılımız var"
“Bunu söylemen komik, çünkü yaklaşık bir yıl önce LA'deki bir partide Mick Jagger ile tanıştım. Onunla kısa bir süre sohbet ettim ve sadece tek bir şey hakkında konuştum. Ona fitness rejiminin ne olduğunu ve hangi yaşta başladığını sordum. Bana 40'larında başladığını, turne ne kadar sürecekse öncesinde o kadar süre antrenman yaptığını söyledi. İlk başlarda böyle başlamış, sonra 50'lerine geldiğinde turneye çıkabilmek için yılın 365 günü, her zaman antrenman yapmak zorunda kaldığını söyledi.
Bilmiyorum, göreceğiz. İşin aslı formda kalıp kalamayacağınızla ilgili. Sıkıcı bir cevap ama 60'lar mı? 60'larımda hâlâ sahnede olur muyum bilmiyorum. Bence önümüzde bir 10 yılımız daha var.”
Bu albümde modern bir cila da var. Bunun ne kadarı Bring Me The Horizon yapımcısı ve canlı klavyeciniz Dan Lancaster sayesinde oldu?
“İlk defa tüm albüm için düzgün bir yapımcımız oldu. Sekiz şarkının yapımcılığını Dan, iki şarkınınkini ise uzun süredir birlikte çalıştığımız bir mühendis olan Aleks Von Korff üstlendi. Ses, miksaj ve yapımcılık açısından ipleri biraz elden bırakmak bizim için kesinlikle biraz alışma süreci gerektirdi, ama artık kendi kendimize yapımcılık yapmamamız gerektiğini hissediyoruz!
Yaptığımız her şeyde o kadar kontrol delisiyiz ki tüm sürecin en zorlu mücadelesi sadece arkamıza yaslanıp 'Bırakalım Dan bu kısmı miklesin, bunun iyi olacağına güvenelim' demekti. Onu kendi haline bırakıyorsunuz; taze tınlıyor, Muse gibi tınlıyor ama daha güncel bir sound'u var. Eğer 'Origin Of Symmetry'nin [2001] karşısına koyarsanız, performansın çiğliği hâlâ duruyor ama kesinlikle çok daha büyük, çok daha belirgin ve yüzünüze çarpıyor gibi tınlıyor. Harika bir iş çıkardı. Bu potansiyel olarak daha uzun vadeli bir ilişkinin başlangıcı çünkü o artık neredeyse grubun içinde.”
Bu albümün bunca zamandır çıkardığınız en kişisel kayıt olması karşısında, kendinizden bu kadar çok şeyi dışarıya açmak ya da en azından bu yönünüzü ortaya koymak hakkında ne hissediyorsunuz?
“Hayranlardan gelen tepkileri algılamanın bir nevi gürültü gibi olduğu sıra dışı bir evredeydim. Röportajlar yapmaya başlayana kadar bunu gerçekten düşünmemiştim, sonra 'Aman Tanrım, bunun hakkında nasıl konuşacağım?' dedim.
Dürüst olacağım ve konuşmak istemediğim şeyler olduğunu söyleyeceğim çünkü gerçekte olanlar insanların düşündüğü gibi şeyler değil. Sağlıkla, ruh sağlığıyla ilgili çok sıra dışı bir durumdu; uzun bir süre ortak ebeveyn olmadan tek başıma ebeveynlik yapmak zorunda kalmak, çocuklarımın yanında olabilmek için bir turneyi iptal etmek zorunda kalmak gibi şeylerdi. Çok sıra dışı, öngörülemez bir dönemdi ve kendi kendime, 'Röportajlarda bunun hakkında nasıl konuşacağım, çünkü gerçekten rahatsız edici olacak?' diye düşündüm.
Albümün asıl nedeni bu. İnsanların yaşanan bazı şeyleri albümün kendisinden çıkarmalarını tercih ederim.”
Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz: https://www.nme.com/news/music/muse-matt-bellamy-interview-wow-signal-tour-plans-3953259